Türkiye Cumhuriyeti

Frankfurt Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Cumhuriyet Bayramı 2011 Resepsiyonu, 28.10.2011


Hessen Eyaleti Avrupa Birliği’nden Sorumlu Devlet Sekreteri Sayın Nicolas Beer,
Kıymetli Korkonsüler mensupları,
Değerli basın mensupları,
Türk ve Alman toplumunun değerli temsilcileri,
Saygıdeğer misafirler,

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanının 88. yılı münasebetiyle bu akşam burada toplanmış bulunuyoruz. Bayramımız kutlu olsun.

Bu mutlu günümüzde, teröre kurban giden şehitlerimiz ve Van depreminde hayatını kaybeden
vatandaşlarımız nedeniyle içimiz buruktur. Onlara rahmet, kederli ailelerine ve Türk halkına başsağlığı diliyorum.

Şehitlerimizin ve depremde aramızdan ayrılan vatandaşlarımızın aziz ruhlarına saygı göstermek amacıyla, dış temsilciliklerimizdeki Cumhuriyet Bayramı resepsiyonlarıyla birlikte tertip edilen eğlence niteliğindeki tüm etkinlikler iptal edilmiştir. Bu çerçevede, bu akşamki etkinliğimizde öngördüğümüz Sezen Aksu konseri programda yer alamayacaktır.

Şimdi sizleri, teröre kurban giden şehitlerimizin ve depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın anısına 1 dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum.

…..

Kıymetli misafirler,

Büyük lider Atatürk’ün yüce milletimize miras bıraktığı Cumhuriyet zor koşullar altında ilan edildi. Kurtuluş savaşından yıpranmış şekilde çıkan Türk milleti için en ideal yönetim şeklinin Cumhuriyet olduğuna kanaat getiren M. Kemal ve arkadaşları, Cumhuriyetin ilanı için hazırlıklara başlamış ve Meclis’te yapılan oylamada hazır bulunan 158 milletvekilinin oybirliği ile 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edilmiştir. Türkiye Cumhuriyetinin en önemli tarihi günü olan 29 Ekim günü, 19 Nisan 1925'te çıkarılan 628 sayılı kanunla milli bayram olarak kabul edilmiştir.

Saygıdeğer misafirler,

Sevgili Atatürkümüzün bizlere emanet ettiği Cumhuriyetin yıldönümünü olabildiğince geniş bir katılımla ve coşku içinde kutlayabilmeyi daima görev bildik. Bu amaçla geçen yıl ve ondan önceki yıl Cumhuriyet kutlamalarını yeni bir anlayışla gerçekleştirdik.

Frankfurt Başkonsolosluğu görevimin üçüncü yılını doldururken gerçekleştirmekte olduğumuz bu etkinliğin hayata geçmesine katkı sağlayan sponsorlarımıza ve organizasyon şirketi Ars Nova Media’ya, gösterdikleri dayanışma ruhu ve verdikleri destek için teşekkür etmek istiyorum. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığımıza da destekleri için şükranlarımı sunuyorum. Bu etkinliğin gerçekleşmesinde büyük emekleri geçen değerli mesai arkadaşlarıma, Sevgili Can Kalaycı’ya, DİTİB Frankfurt ve DİTİB Darmstadt derneklerine de teşekkür ediyorum.

Saygıdeğer misafirler,

Cumhuriyetimizin 88. Yıldönümü Almanya’ya Göçün 50. Yılına denk gelmiştir. İlk Türk işçiler yarım asır önce çalışmak amacıyla Almanya’ya gelmeye başladılar. Para biriktirip, memleketlerine geri dönmeyi planlayan Almanya’daki Türkler zaman içinde bu ülkede kalıcı hale geldiler. Sayın Cumhurbaşkanımızın Berlin’de söylediği gibi, misafirdiler, evsahibi oldular.

Göçün 50. yılı münasebetiyle, bu yıl gerek Berlin Büyükelçiliğimiz gerek Almanya’daki Başkonsolosluklarımızca çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmektedir.

Göçün 50. Yılı vesilesiyle Hürriyet gazetesinin değerli katkılarıyla Berlin Türkevi’nde düzenlenen “Hürriyet Tanıklığında Almanya’ya Göçün 50. Yılı” adlı serginin bir benzeri Cumhuriyetimizin 88. Yıldönümü kutlamaları kapsamında bu akşam burada da sergilenmektedir.

Ayrıca, bu yıl 4-13 Kasım 2011 tarihleri arasında düzenlenecek olan 11. Frankfurt Türk Film Festivalinin ana temasını “göç” oluşturmaktadır. Bu tema doğrultusunda seçilen filmler sinemaseverlerle buluşacaktır.

Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkiler 800 yıllık tarihi bir derinliğe sahiptir. İki ülke arasındaki ilişkiler Osmanlı’nın son dönemlerinde ve I. Dünya Savaşı sırasında siyasi ve askeri bir ittifaka dönüşmüştür. Cumhuriyet döneminde de iki ülke ilişkileri ivme kazanmaya devam etmiştir. 1960’larda Türkiye’den Almanya’ya yönelik işgücü göçüyle birlikte iki ülke ilişkileri yeni bir boyut kazanmıştır.

Bugün nüfusu tüm Almanya’da üç milyonu, Hessen’de ise 300 bini aşan Türk toplumunun Almanya ve Hessen ekonomisine, kültürüne ve toplumsal yaşamına ne ölçüde katkılar sağlamakta olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Uyum tartışmalarının yoğun şekilde ve çoğu zaman yanlış bir mecrada yaşandığı bu süreçte, uyumun tek yönlü olmadığını, karşılıklı olduğunu, hoşgörü ve saygının uyumun temel prensipleri olduğunu belirtmek isterim. Bu bağlamda, Başbakan Yardımcısı Sayın Hahn’ın uhdesinde bulunan Hessen Uyum Bakanlığı’nın başlattığı uyum projelerinin derinleşerek, önümüzdeki dönemlerde daha geniş katmanlara ulaşacağını ümit ediyorum. Bu vesileyle, Başkonsolosluğumuzun Uyum Bakanlığı’yla her zaman ortak projelere birlikte imza atmaya hazır olduğunu yineliyorum.

Kendine mesleki bir yol çizme aşamasında olan gençlerimize ve ailelerine de seslenmek istiyorum. Çocuklarımızın eğitimlerine özen gösterelim, daha fazla gencimizin Gymnasium’lara, üniversitelere gitmelerini teşvik edelim. Yaşadığımız toplumda saygın bir yer edinmeyi hedefliyorsak bunun yolu iyi eğitimden geçmektedir. Bu kapsamda, ailelere, anne-babalara büyük görevler düşmektedir.

Türklerin, içinde yaşadığımız toplumu oluşturan her türlü meslek dalında yer almaları, özellikle Alman kamu hizmetinde mevcudiyet göstermeleri uyumun en güzel örneklerini teşkil etmektedir. Bu bağlamda kamu hizmetlerinde Türk kökenlilerin sayılarının giderek artmasını da memnuniyet verici buluyoruz.

Ailelerin, gençlerimizin meslek eğitimine de gerekli önemi vermelerinin bir zaruret arzettiğine de dikkat çekmek isterim.

Eyalet Hükümeti’nin Hessen’deki okullarda İslam din dersi verilmesi konusunda 2009 yılı içinde başlatmış olduğu ve halen devam eden çalışmalarının, beklenti içerisinde bulunan kitleleri hayal kırıklığına uğratmayarak ve daha fazla sürüncemede kalmadan, yakın zamanda olumlu şekilde sonuçlanacağını ümit ediyoruz.

Türkçe anadil dersleri veren yerel öğretmenlerin sayısı emekli olmaları nedeniyle giderek azalmaktadır. Bu durum, Türk kökenli öğrencilerin en doğal hakkı olan Türkçe öğrenme imkanlarının azalmasına yol açmaktadır. Alman muhataplarımızla işbirliği halinde bu acil soruna çözümler üretmeye çalışıyoruz. Türkçeyi ve Almancayı tam anlamıyla öğrenecek kuşakların çok dilli, çok kültürlü bireyler olarak Almanya’ya daha fazla katkı sağlayacakları muhakkaktır.

Almanya Cumhurbaşkanı Sayın Christian Wulff’un ülkemizi ziyareti sırasında, Bursa ve Hessen Eyaleti arasında ortaklık ilişkisi kurulmasına ilişkin protokol 21 Ekim 2010 tarihinde İstanbul'da akdedilmişti. Sayın Bouffier ve Sayın Hahn’a ortaklık ilişkisinin kurulmasına atfettikleri özel ilgi nedeniyle sizlerin huzurunda teşekkürlerimi bir kez daha ifade etmeyi borç biliyorum. Başbakan Bouffier’in önümüzdeki yıl Bursa’ya gerçekleştireceği ziyaretin bu ilişkiyi taçlandıracağına inanıyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımızın Eylül ayında Almanya’ya gerçekleştirdiği ziyaret esnasında imzalanan Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması’nın da iki ülke ticari ilişkilerine ivme kazandıracağını ümit ediyorum.

Başkonsolosluğumuz Ekonomi Ataşeliği’nin, Türkiye’de yatırım yapmak isteyen tüm yatırımcılara her türlü desteği vermeye hazır bulunduğunu da bu vesileyle eklemek isterim.

Saygıdeğer misafirler,

Konsolosluk binamızın yetersizliğinden kaynaklanan sorunları çözüme kavuşturmak ve vatandaşlarımıza daha çağdaş koşullarda hizmet sunmak konusunda verdiğimiz sözü tuttuk.

Bockenheim semtindeki diplomatik bölgede bulunan yeni rezidans binamıza 2011 yılının Mart ayında taşındık. Başkonsolosluğumuzun 1974 yılından bu yana hizmet verdiği Zeppelinallee 17 adresindeki eski binasından 2 Eylül 2011 tarihinde ayrılarak, 12 Eylül 2011 tarihinden itibaren Kennedyalle 115-117 adresindeki kiralık yeni binamızda hizmet vermeye başladık. En son teknolojiyle donatılmış olan yeni binamız modern ve ferah bir yapıya kavuşmuştur. Yeni binamızda, vatandaşlarımız televizyon ekranlarından servislerin sıra numaralarını takip edebilmektedir. Ayrıca, binamızda, nikah salonu, anne odası ve çocuklar için bir oyun odası da bulunmaktadır.

Başkonsolosluğumuzun daha iyi koşullarda vatandaşlarımıza hizmet vermesi amacıyla çalışmalarımızın her zaman devam edeceğinin de bilinmesini isteriz.

Bu vesileyle Yeni rezidansımızın satın alınması, tadilatı ve tefrişi, yeni hizmet binamızın kiralanması, tadilatı ve tefrişi ile bu binalara taşınılması sırasında büyük emekleri geçen measi arkadaşlarıma, mimarlarımız Pervin Uğur, Birgül Camgöz ve Osman Akman’a, mühendislerimiz Abdullah Eldelekli, Fuat Kurt, Tolga Karakaş ve Mehmet Altun’a, müteahhitlerimiz Recep Usta ve Musa Kaya’ya, Frankfurt Mimar ve Mühendisler Birliği’nin değerli Başkan ve üyelerine, BEKO, Grundig ve Ziraat Bankası’na, Başbakan Yardımcısı Sayın Hahn’a, Frankfurt Belediyesi’ne, Hessen ve Frankfurt Emniyet Müdürlüklerine ve ismini sayamadğım emeği geçen vatandaşlarımıza ve Alman dostlarımıza teşekkürü borç biliyorum.

Frankfurt’ta göreve başladığımdan bu yana, Türkiye’nin her yöresinden, çeşitli inanç gruplarına mensup binlerce vatandaşımızla bir araya geldik, dertleştik, sohbet ettik. Hepsine, gösterdikleri saygı, ilgi, yakınlık ve samimiyet için teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde aynı şevk ve tempoyla çalışmaya, vatandaşlarımızla yakın mesafe içinde olmaya gayret edeceğiz.

Geçtiğimiz dönemde yüzlerce Alman yetkiliyle görüşmeler yaptık, mevcut sorunlara beraberce çözüm bulmaya çalıştık. Aynı içten teşekkürlerimi Alman dostlara da iletiyorum. Aramızdaki işbirliğinin önümüzdeki dönemde de artarak devam edeceğinden eminim.

Bu çalışmalarımızda yoğun mesai ortamının doğal sonucu olan stres yüküne rağmen bize inanan ve desteklerini esirgemeyen sevgili mesai arkadaşlarıma da içten teşekkürlerimi ve sevgilerimi iletiyorum.

Tüm vatandaşlarımıza, korkonsüler mensubu sevgili meslektaşlarıma ve sevgili Alman dostlarımıza bu kıvanç günümüzü bizimle birlikte kutlamaya geldikleri için teşekkürlerimi sunuyorum.

Cumhuriyetin kuruluşunun 88. yıldönümü vesilesiyle düzenlediğimiz bu etkinliğin karşılıklı saygı ve sevginin artmasına katkı sağlamasını diliyorum.

Saygıdeğer misafirler,

Din, dil, ırk, sosyal statü ve toplumsal köken farkı gözetmeksizin birbirimizi kucaklamalıyız.
Sevmek, insan olmanın, erdem sahibi olmanın eseridir. Sevgi, yaşamın amacı, tüm insanlığın özüdür. Vereni gururlandırmayan, alanı da asla utandırmayan yegane olgu sevgidir. Yanlış yapanlar olsa bile, birgün gerçekleri göreceklerini düşünerek, onlara da hoşgörü ile yaklaşabilmektir sevmek. Yunus Emre’nin dediği gibi “Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz”.

Sözlerimi sonlandırırken, 12 yaşında bir çocuğun yazdığı bir şiiri sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Kavgayı, yaprakların üzerine yazmak isterdim, sonbahar gelsin yapraklar dökülüp dağılsın diye,

Nefreti, karların üzerine yazmak isterdim, ilkbahar gelsin karlar erisin, dağılıp gitsin diye,

Kini, bulutların üzerine yazmak isterdim, rüzgar essin bulutları dağıtsın diye,

Peki, peki ya sevgiyi?

Sevgiyi yeni doğmuş bebeklerin kalplerine yazmak isterdim, onlarla büyüsün tüm dünyayı sarsın diye…”


Lütfen yüreğinizden sevgiyi eksik etmeyin.