Türkiye Cumhuriyeti

Frankfurt Başkonsolosluğu

Konuşma Metinleri

Neo-nazi teröristler tarafından öldürülen vatandaşlarımızı anmak amacıyla 10 aralık 2011 tarihinde kassel'de düzenlenen törende , 10.12.2011

Acılı aileler,
Sayın Belediye Başkanı,
Sevgili Türk ve Alman dostlar,

Bugün burada ırkçı aşırı sağcı teröristlerin katlettiği 8 Türk, 1 Yunanlı ve 1 Alman Polis memurunu anmak için toplanmış bulunuyoruz. Bu cinayetler hem Alman toplumunu hem de Almanya’da yaşayan Türk toplumunu derinden yaralamıştır.

Türkiye ve Almanya başka hiçbir ülkeyle kıyaslanamayacak kadar yoğun ikili ilişkilere sahiptirler. Almanya’da yaklaşık 3 milyon civarında vatandaşımız, soydaşımız yaşamaktadır. İlk Türk işçileri bundan yarım asır önce Almanya’ya gelmiş ve bu ülkenin kalkınmasına büyük katkı sağlamışlardır. İçinde bulunduğumuz 2011 yılında Göçün 50. Yılı kutlanmaktadır. Böylesi bir ortamda ortaya çıkan cinayetler hepimizi şok etmiştir.

Cinayetlerle ilgili iki önemli husus ön plana çıkmaktadır. Birincisi, ırkçı aşırı sağcı teröristlerce işlenen cinayetlerin sorumluları tesadüfen ortaya çıkarılmıştır. Sözkonusu tesadüf olmasaydı belki de hiçbir zaman gerçeği öğrenemeyecektik.

İkincisi, bu cinayetler tek bir şahıs tarafından işlenen basit cinayetler olmayıp, organize ve planlı şekilde işlenen örgütlü cinayetlerdir. Bu terör ağının 10 yıl boyunca ortaya çıkarılamamış olması, resmi sıfata sahip bazı kişilerce bu teröristlerin korunduğu yönündeki iddialar durumu daha vahim kılmaktadır.

Basında sözkonusu cinayetler “dönerci cinayetleri” olarak yaftalanmış ve cinayetler sıradanlaştırılmaya çalışılmıştır.

Katledilen kurbanlar kimlikleri sebebiyle hedef seçilmişlerdi. Oysa hepsi iş sahibi, vergisini ödeyen, Almancayı çok iyi konuşan, yaşadıkları topluma entegre olmuş, hepsinden önemlisi eş, baba, evlat olan kişilerdi.

Öldürülen kişilerin yakınları çok acılar çektiler. 1-5 Aralık tarihlerinde Almanya’yı ziyaret eden Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu, mağdur ailelerle tek tek bir araya gelerek, kendileriyle yakından ilgilendi. Ailelerin hemen hemen hepsi cinayetler sonrasında yerel makamlarca kendilerine yapılan potansiyel suçlu muamelesinin kendilerini çok yaraladığını dile getirmişlerdir.

Bu önyargıların artık aşılması gerekmektedir. Terörün her türlüsü lanetlenmelidir. Sayın Bakanımız özelikle ırkçı terör tanımını kullanmış, bu olayı Hristiyanlık veya Alman terörü olarak adlandırmamıştır. Siyasetçiler, entellektüeller, din adamları, medya temsilcileri kullandıkları terminoloji ve ifadelerde daha hassas davranmalıdır. Bu gelişmelerle birlikte, entegrasyon tartışmalarının artık yanlış mecralarda ilerlememesi ve söylemlere dikkat edilmesi gerekliliği açık şekilde ortaya çıkmıştır. Almanya’daki herkesin özellikle de Sivil Toplum Kuruluşlarının ırkçılığa karşı bilinçlenmesi ve örgütlü olarak hareket etmesi gerekmektedir.


Irkçı terörün amacı Almanlar ve Almanya’da yaşayan yabancılar arasında nefret tohumları ekmektedir.

Vatandaşlarımızın gerek Alman komşuları, gerek Alman makamlarıyla ilişkilerinin bu cinayetlerden kesinlikle etkilenmemesi gerekmektedir. Aksine bu konuda karşılıklı anlayışın, dayanışmanın ve diyaloğun artırılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Bu cinayetler nedeniyle haklı olarak tepki içinde olan vatandaşlarımız, özellikle de gençlerin davranışlarında temkinli olmaları, fevri tepkilerden kaçınmaları gerekmektedir. Aksi takdirde, ırkçılar amaçlarına ulaşacaklardır.

3 acılı aile bugün burada, bizimle birlikte. Onlara sesleniyorum. Devletimiz mağdur Türk ailelerin yanındadır ve yanında olmaya devam edecektir. Bu tür olayların yeniden yaşanmaması, bu amaçla gerekli tedbirlerin alınması ve sorumluların adalet önünde hesap vermesi en önemli beklentimizdir.

Kassel halkının bugün gösterdiği dayanışma ruhu beni gerçekten çok etkiledi. Başta Belediye Başkanı ve Başpapaz olmak üzere, bugün buraya gelerek acılı ailelerin yanında yer alan, ırkçı terörü lanetleyen herkese çok teşekkür ediyorum.

Katledilenlere Tanrıdan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

Lütfen yüreğinizden sevgiyi eksik etmeyin.